28 Ağustos 2013 Çarşamba

Ben ne zaman


İlk durakta inmek istiyor bazen insan..

 
Hayatımıza giren çıkan insanlar tren garlarını hatırlatıyor bana, bir duraktan başka bir durağa gitmek gibi.. Tanışıyorsun, paylaşıyorsun, alışıyorsun, özlüyorsun ve sonra ya hayatına kitleyip yüzleri seviyor ya da ilk durakta hoşça kal diyorsun..


Adını "hayat" koyduğumuz yolculuğumuzda kaç insanı alıyoruz yanımıza ya da kimlere veda ediyoruz bilemiyorum.. Bildiğim şu ki her yolculuk, yeni bir başlangıca gebe..

 
Kimilerine işkence olan otobüs yolculuklarını sevmem bu yüzden olsa gerek.. Cam kenarı olmasın ama koltuğum, sıkılırım ben, hem koridor kısmında yeni arkadaşlıklar edinirsin, gece boyunca yolu gözetlersin, oysa cam kenarında sadece uyursun, başını yasladığın pencerede kaç kişinin parmak izi vardır kimbilir, kaç kişi üzgün ya da mutluluk gözyaşlarını akıtmıştır değil mi...

Nerden nereye... Şarkı dinlemeyi yasaklamam mı gerekiyor kendime bilmiyorum..Ne düşüncelere dalıp gittim yine. Blogun adını neden "ben nezaman " diye adlandırdığımı kendim bile bilemezken biraz önce ne tesadüf  bir şiire rastladım. Ben nezaman diye başlıyordu şiir, bir yerde kesişiyor işte duygular, düşünceler..İzninizle birkaç satırı paylaşmak istiyorum;
( Şiir yine Murathan Mungan'dan.... )

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
Ne tuhaf, vaktim olmazdı
yalnızlığı bunca bilirken
kendimi hiç yalnız sanmazdım
çevremde hep birileri vardı,
ben hep birilerinin yanındaydım
günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı
aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat
bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı
bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza
bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları
sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık
elde olmayan nedenle
sudaki halkalar gibi genişleyen
küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara
vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
birbirimizi çok sevdik hep
yıllarla azala azala

1 yorum: