29 Kasım 2013 Cuma

Ne mutlu bana : )

Merhaba,

Geçen ay yapılan aşılamam ne yazık ki tutmamıştı. İlk günlerde hayal kırıklığım ve moral bozukluğu enerjimi düşürse de kısa zamanda toparlandım. Biliyordum ki bu uzun bir süreçti ve olumlu olumsuz her duruma hazırlıklı olmalıydım.

Geçen haftaki doktor görüşmelerimiz neticesinde 2.aşıma için kolları sıvadık ve nasipse eğer yarın akşam yapılacak çatlatma iğnesinden sonra pazartesiye aşımamam yapılacak. Nasıl heyecanlıyım anlatamam. Hayal etmek bile öyle güzel ki...

Bir sır gibi saklıyorum aşılama gününü, geçen seferden deneyimliyim, bütün arkadaşlarım ve akrabalarım öncesinde ve sonrasında o kadar çok aradılar ki, ben kendimi unutup onları teselli ederken buldum kendimi. İlgileri fazlasıyla memnun etse de beni, fazla sorular ya da uzun cümleler yordu beni. Anladım ki en doğrusu sessiz sedasız halletmek bu işi. Şimdilik 9 yaşındaki oğlum da bihaber.Derslerini etkilemesinden korkuyorum.

Komik olansa sabah kalkıyorsunuz, sıradan bir gün gibi kahvaltınızı yapıp hastanenin yolunu tutuyorsunuz, biz aşılama için geldik deyip işlemleri başlatıyorsunuz. Oysa sabahın ilk saatlerinden beri içinizde fışkıran volkanlar, pır pır eden yüreğiniz, heyecandan yönlendiremediğiniz mimikleriniz, arada bir dalgınlaşan düşünceleriniz... İşte insan olmak böyle birşey. Aynı anda gülüp ağlayabilmek, heyecanlanıp sakin olmaya çalışabilmek böyle büyük bir olay.

Ne mutlu bana... Hayırlısıyla sonuçlanmasını diliyorum. Bu yolda emek harcayan ya da harcamış herkese de kocaman sevgiler benden.

Güzel bir hafta sonu olması dileğiyle : )

28 Kasım 2013 Perşembe

Anne demek sabır demekmiş

Kolay arkadaş edinen biri olmama rağmen, zor güvenirim ben. Ya tam severim ya da hiç sevmem. Çok sevdiğim öğretmenlerimden biri bunun ne kadar yanlış bir tutum olduğunu söylemişti yıllar önce. Bu kadar uç'larda yaşamanın zor bir savaş olduğunu da eklemişti. Gençlik yıllarım olsa gerek pek de kulak asmamıştım açıkcası. Şimdi daha iyi anlıyorum ki; bazen bu denli sevmek, güvenmek kırılgan bir yapı oluşturuyor insan ruhunda.

Bu duygu yoğunluğunu oğlumda yaşıyorum şimdi. Öyle seviyor, öyle inanıyor ki arkadaşlarına. Onlar küçük bir hata yaptıklarında bile affedebilmesi zaman alıyor.Çocuk yüreğinde kocaman bir yürek taşıyor, incinmesinden, üzülmesinden korkuyorum sanırım.

Ben oğluma kızdığımda bile öyle öfkeleniyor, öyle değişik bir tutum içine giriyor ki sanırsınız karşısında annesi değil bir başkası duruyor.İlk zamanlar görmezden geliyordum da her zaman o kadar sabırlı olamıyor ki insan.Bazen başka bir odaya geçiyorum, susuyorum ya da çatışma büyüyor. İnsan ne yapmalı böyle zamanlarda bilmiyorum. İşin tuhaf yanı ise, tam da " ne kadar güzel, şükürler olsun herşey yolunda, oğlum sağlıklı, iyi bir ailemiz var" desem kısa zaman sonra bu çatışmalarımız başlıyor, nazar mı değdiriyorum ne?

Bugün 8.sınıfların sınavı olduğu için 1.kademe tatil. Dolayısıyla oğlum evde. Eşimle birlikte eve gittik ki, ev savaş alanı. Salonun ortasında yastıklar tepeleme yığılmış.Odasında resim yapmış ama halının üstü, oyuncakları suluboya içerisinde. Yatağı darmadağın, kitapları başka bir yerde....

Siz olsanız ne yapardınız hal böyle olunca bilmiyorum ama görmezden gelsem o değil, "olsun annecim, toplarız" hiç diyemem. Odan çok dağınık görünüyor, her yer suluboya, üstelik salonu da dağıtmışsın diye sorduğumda sadece gülmesi ise kışkırtıcı...

Rehber öğretmenimiz ya da desteğini bizden esirgemeyen pedagog arkadaşımız her zaman der ki; "olaylar karşısında kişiliğine, karakterine hakaret etmeyin, kişiliğini zedelemeden davranışına yönelik eleştirilerde bulunun"...

İnanın bana öyle yapıyorum, sesimi yükseltmiyorum, her zaman onu dinlemeye hazırım, başarı ya da başarısızlığında hep varım.İyi bir anne olduğumu biliyorum ama bazen moralim bozuluyor işte. Çok şey beklemiyorum aslında, henüz 9 yaşında ve henüz bir çocuk ne olursa olsun.

Annelik uzun bir yol... Bildiğiniz ne kadar doğru varsa hepsi yanlış olabiliyor bazen. Ben azimliyim, öğrenmeye de açığım, deneme yanılmaya da. Rabbim acılarını göstermesin, bir iyi bir kötü yaşam devam ediyor. Şükür her anımıza ....



22 Kasım 2013 Cuma

Can yoldaşım

- İyi değilim, dedim.

- Geçecek, dedin.

- Konuşmasam, dedim.

- Anlatmazsan geçmez ama, dedin.

- Dinle o zaman, dedim.

- Dinlerim, dedin.

Ben anlattım, sen sustun, ben ağladım, sen gözyaşlarımı sildin....

- Yasla başını omzuma, dedin.

- Elimi hiç bırakma, dedim.

Erkekler büyümeyen çocuklardır derdim ya hep,

Yanılmışım!

Büyümeyen, çocuk yüreğinde yaşayan benmişim.

Can yoldaşım,

Hayatımda verdiğim en doğru karar sen, 

İyi ki benimlesin, iyi ki evlenmişiz...





19 Kasım 2013 Salı

Merhaba : )

Kullanmaktan çok mutlu olduğum, hem söylerken hem de alırken en mutlu olduğum kelimelerden biri "merhaba ".... "benden sana zarar gelmez" demekmiş anlamı. Kelimenin anlamını öğrendiğimde aynanın karşısında defalarca kere "merhaba" diyen bir insanım ben.

Öğrendim ki önümüzdeki günlerde yağış kapımızda olacakmış, kışı özlemedim dersem yalan olur. Kendi kabuğuma çekilmeyi özledim belki de. Sessiz kalmayı, düşünmeyi, hiçbirşey yapmadan sadece oturmayı. Bu aralar çok yoruldum sanırım. Aslında yakın bir zamanda hızlı tempomuz yeniden başlayacak çünkü 2.aşılama için gün verecek doktorumuz. Bu koşuşturmadan çok psikolojik bekleyişler belki de beni güçsüz bırakan.

Çalışıyor olmama rağmen bu günü kendime dinlence günü ilan ediyorum.Stresi ve olumsuz düşüncelerimden arınacağım bugün, kararımı verdim; işe bir bardak ıhlamurla başladım mesela. Kokusu içimi huzurla doldurdu bile, Loreena Mckennitt usul usul benim için söylüyor bugün parçalarını.Güneş az da olsa sıcaklığıyla direncimi artırıyor gibi.Ben bugün herşeyi görmek istediğim gibi göreceğim hepsi bu.

Sağlık ve huzur hep bizimle olsun, sevgiyle ...




11 Kasım 2013 Pazartesi

Siz hiç ....

Gönlüm isterdi ki bu yazıya " Siz hiç ... " diye başlayıp, sonrasını paraşütle atladınız mı, uzayda yaşamayı düşündünüz mü ya da nebileyim işte herhangi bir soruyla bitirebileyim. Ama hayat size bazen öyle şeyler sunuyor ki herşeyin bir rüya olmasını diliyorsunuz.Bu olay benim başıma geldi öyle mi diye düşünmeden edemiyorsunuz.Bu öfke ya da kızgınlık bir isyandan öte, inanamama ya da konduramama sanırım... Ve düşünmeden edemiyor insan: Bütün bu yaşananlar birer kader mi ya da çocukluğumuzdan gelen eksiklik ya da arayışlar mı... Siz hiç ailenizden birini ya da bir yakınınızı cezaevine bırakıp geldiniz mi?

Geçen çarşamba günü 40 yıl düşünsem yine de olmaz dediğim bir haber aldım: Kız kardeşim hapse girecekti.Yazarken bile bunun bir oyun olmasını dilesem de ne yazık ki gerçekler değişmedi. Üstelik suçu öyle masumdu ki: Eşine güvenip, boş bir kağıda imza atmak. Öğreniyoruz ki eşi ciddi bir meblağ değerinde bir taahhütname doldurup, borcun altına girmiş. Ödeme şansı olmadığı için de hapis cezasıyla cezalandırılacaklardı. Kardeşim bir öğretmendi ve üstelik bir anneydi. İnsan böyle durumlarda hangisine üzülür ki... Geride kalan 1.5 yaşındaki kızına mı, ciğeri parçalanan annemle babama mı, bunu hiç haketmeyen kardeşime mi, geride kalan bizlere mi...

İşin en zor yanıysa babamla beraber kardeşimi cezaevine bırakıp gelmemiz oldu. İnsan başına gelince anlarmış herşeyi, ne kadar soğuk bir alan, ne kadar soğuk bir yermiş orası öyle.Rabbim kimseyi düşürmesin öyle yerlere.Her taraf tel örgülü, içerisi nasıl bilen yok, özgürlüğün yok herşeyden önce.

Hayat bu işte.Ne yaşayacağın, başına nelerin geleceği hiç belli olmuyor.Rabbim herkesin yardımcı olsun.  

Eğer geçen hafta yapılan aşılamam tutarsa, bu kadar stresin ortasında bir mucize "ben varım " derse sanırım biraz olsun moral olacak bizlere.

Görüşmek dileğiyle...

5 Kasım 2013 Salı

Beklemek Lazım

Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi geçen cumartesi aşılamam yapıldı. Heyecanlıydım ama bir o kadar da rahattım. Belki de içimdeki umut ya da nebileyim doktorumun sakin sakin işlem sürecini bana anlatması belki de..

Saat 11'de biten aşılamam sonrasında 2 gün boyunca sürekli bir ağrı ve sancı oldu bende. O kadar araştırmaya rağmen aşılama sonrası ağrı kısmını atlamış olmalıyım ki bir ara gerçekten panikledim.Öyle bir psikoloji ki en ufak bir detay bile olumlu mu ya da olumsuz mu gibi düşüncelere sürüklüyor insanı.

Baktığın her yer bebek oluyor mesela ya da her gördüğün kadın karnı burnunda geziyor sanki. Ne çok ümitlenmek istiyor insan ne de umutsuzluğa kapılmak. Hayırlısını istemekten başka birşey gelmiyor elimden.

Şimdi 15 gün beklemek gerekiyormuş. Dilerim bu yolda çaba harcayan herkesin rüyası gerçek olur.

Sevgiyle kalın ...

1 Kasım 2013 Cuma

Hadi hayırlısı : )

Geçen hafta kullanmış olduğum Klomen hapım ( o nasıl ilaçsa öyle 5 gün boyunca barut

gibiydim adeta.nasıl bir asabiyet yaptı bende . Dün doktorum haptan değildir o sen heyecan

yapmışsın dese de inandırıcı değildi bence ) , dünkü doktor kontrolümden sonra cumartesi

gününe yani yarına aşılama yapılmasına karar verdik. Bakmayın öyle havadan sudan bahseder gibi

yazdığıma, yüreğim ağzımda yaşıyorum dünden beri. Dün akşam 22.de yumurta çatlatma iğnem

yapıldı ve 36 saat sonrasına aşılama yapılacak. Çevremden duysam da aşılama,

tüp bebek tedavisi, vs.

Bana o kadar uzak gelirdi ki bu konular. İnsan yaşayınca işinin piri oluyormuş, anladım.

Bütün internet sitelerini taradım konuyla ilgili.

Bazen üzüldüğüm anlar da oluyor elbette ama bazen de öyle yazılar okuyorum ki

mutluluk yayılıyor yüzüme. Ama bildiğim birşey var ki; nasipten öteye gidilmiyor.

Eğer bu satırları okuyorsanız; anne- baba olmak için uğraş veren herkes adına

dua etmenizi rica ediyorum. Bu yol hem uzun hem de meşakkatli bir yol.

Yarına hadi hayırlısı :)