30 Ekim 2013 Çarşamba

Vasat

Dün çocuk - ergen eğitimi konulu bir seminere katıldım. Durum içler acısı. Konuşmacı eğitim uzmanı olmasına rağmen ne konuya hakim ne de cümlelerine. Sinevizyon gösterisi eşliğinde kitaptan alınmış cümlelerle ne kadar tartışılır ya da ne kadar verim alınabilir ki bu konu üzerine.

Çocuk ya da ergen eğitimi başlı başına önemli bir konu zaten. Bu mesleğin eğitimini almak, üstüne master için uğraşlarda bulunmak kendini geliştirmek değilmiş, bir kez daha öğrendim.

Daha fazla çocukla ya da ergenle içiçe olup, birebir yaşayabilmek mesele. Kitaplarda yer alan bilgilerin çoğu hayata geçirilmediği sürece hangi okulu bitirdiğinizin, kaç kitap okuduğunuzun  ne önemi olabilir ki...

Kitaplarını okuduğum ve bu konuda kendime yön verdiğim o kadar çok yabancı yazar var ki. Herşeyden önce anne - baba olup, kendi çocuklarını da gözlemleyip, usta bir şekilde biçimlendirilmiş öyle eserler sunuyorlar ki hayran oluyorum adeta.

Kısacası sonuç vasat. Yüreğim ve ceplerim boş döndüm bu seminerden. Harcanan 3-4 saatlik zaman sonucunda cebimde deneyimler, yeni bilgiler olmalıydı oysa.

Ben kendi bilgimle bu yola devam etmeliyim, bir daha ki sefere kadar ...

28 Ekim 2013 Pazartesi

Gel-git-ler-im


Sert bir soğuk görmesem de ızdırap dolu günler oldu kış aylarım..Kış demek yalnızlık demekti  benim için.Okulda olmayı, evden uzakta olmayı tercih ederdim hep. Hele bir de bayram tatilleri varsa moralim hepten bozulurdu. Oysa tüm arkadaşlarım daha ocak ayından başlarlardı tatil günlerini hesaplamaya. O zamanlar anlamazdım bu  evden kaçışlarımın sebeplerini.. Zordu.. Tek bildiğim buydu.Bütün arkadaşlarım üniversitede okuyacakları bölümün planlamasını yaparken ben herhangi bir bölüme gitmeye bile razıydım.Annem babam uyurken ben uyanık olurdum genelde ki bu yüzden okuldan gelir gelmez uyumam gerekirdi. Bütün geceler benim olurdu, sabah saatlerine kadar okur, gönlümce yaşardım bu ben'i. 

Ailem her ne kadar modern bir aile, anlayışlı bir ebeveyn olduklarını söyleseler de hiç uyuşmadı yıldızlarımız. Babam gayet sert bir insandı ( halen öyle ), doğru onun doğru dediği olurdu her zaman. Hata yapma lüksün olamazdı bir kere, son söz hep babanın olurdu, söz hakkımız olmazdı evde, ayrı bir odam yoktu tabi o yıllarda, evler de sobalı zaten, aynı odada oturur, aynı odada tv izlenir ( pek bir sohbet edilmezdi bizim evde) ve ben böyle büyüyüp giderdim.

Ben bütün bunları yaşarken daha zor şartlarda yaşayan arkadaşlarım da vardı ama benim sıkıntım şartlarımdan öte içinde bulunduğum aile ortamımdı sanırım.Yine de şükrettim iyi ki varlar diye.Ben gün gelecek evden ayrılacak ve yaşamımı istediğim gibi şekillendirecektim nasıl olsa. Öyle de oldu, üniversite ile başlayan evden gidişim, çalışma hayatı, evlilik derken bugünlere geldim işte.

Kış aylarını seviyorum artık. Tatillere doyamıyorum bir kere. İşten kaçış değil ama benim sevmelerim; eşimle, oğlumla, sevdiklerimle geçirdiğim vakitlerin daha bol olması huzur veriyor yüreğime. Üçümüz de sabah saatlerinde evden çıkıp akşam bir araya gelsek de birbirimize anlatacak o kadar çok şeyimiz oluyor ki. Oğluma da söylerim hep; o kadar şanslı ki, herşeyden önce sağlıklı, onu anlayan bir anne babası var,  kendine ait bir odası var, günlerce oyuncakları dağınık kalsa da kendine ait bir yaşam alanı var bir kere.

Haftanın ilk gününde iç hesaplaşmamın sebebini anlamasam da bir anda yazma ihtiyacı hissettim sanırım. Omuzlarımdan bir yük eksildi sanki. İlla cümlelere dökmek mi gerekir oysa içindekileri anlatabilmek, rahatlayabilmek için.. Bazen gerekiyormuş demek ki...

Herkesin bir hikayesi var çocukluğundan, gençliğinden. Mesele içinde bulunduğun an nasıl olduğunsa şükürler olsun Rabbime, dileğim herkesin bahtı güzel olsun. Nerede çalıştığınızın, nerede büyüdüğünüzün hiçbir önemi yok, kendinizi geliştirmek adına ise çabalarınız yolunuz açık olsun derim.

Sevgiyle kalın : )



21 Ekim 2013 Pazartesi

Öyle de güzel böyle de güzel : )




Dokuz günlük tatilin ardından merhaba :)

Ne güzel oldu böyle uzun uzun dinlenmek. Günlük güneşlik bir hava, ailem, sevdiklerim...

Daha ne ister bu gönül ?

Mesainin ve okulun başlamasıyla beraber hızlı tempoda yürüyen hayatımız "start" alsa da;

Eğer içinizde varsa yaşam sevinciniz, hiçbir şey engelleyemez sizi. Yenildiğimiz, moralimizi

bozduğumuz, yolunda gitmeyen zamanlarımız olsa da zaman zaman, bu an'lardan kurtulmak

bizim elimizde. Güzel bir hafta olsun inşallah. Çalışmanın da dinlenmenin de ayrı bir tadı var,

öyle de güzel böyle de :)









11 Ekim 2013 Cuma

İyi Bayramlar : )


9 günlük tatilin başlamasına ramak kaldı.
 
Herkesin Kurban Bayramını kutluyorum,
Diliyorum herşey gönlünüzce olur,
 
Sevdiklerinizle birlikte nice güzel bayramlara inşallah:)

7 Ekim 2013 Pazartesi

Karamsar olmak yok !

Soğuk bir ekim sabahından herkese günaydın:)
Müdürlüğümüze atanan müdür görevine başlayadursun, yazışmalar, sistem değişiklikleri, vs. uzun bir haftaya merhaba derken okuduğumda, yaşamanın, sağlıklı olmanın ve belki de en önemlisi
UMUT EDEBİLMENİN
verdiği hazzı yaşadığım bir şiiri sizinle paylaşmak istedim.
Herşey gönlünüzce olsun...
 
 
''Rüzgardan mamuldür hayat geçip gider.
Lakin fırtınanın dinmesini beklemek değildir yaşamak.
Yağmurda dans etmek kırılan bir bileğin üstünde seksek oynayabilmektir.
Yani ki yaşamak ciddi hadisedir
Başlayan her şey bitmekle kaimdir.
En uzun en çaresiz geceni düşün sabah olmadı mı?
Ey adem! yazgının sisifos'tan ayrı olduğunu kim söyledi sana?
Hani şu ömrü boyunca bir kayayı dik bir dağın doruğuna yuvarlamaya mahkum edilen bahtsız.
Ne zaman doruğa ulaşsa kaya elinden kaçar ve sisifos her şeye yeniden başlamak zorunda kalır
Yolu yok!Bulup buluşturacak gerekirse borç harç denkleyeceksin. Umut edeceksin.
Çünkü güneş yalnızca umut edebilme kabiliyetini olan insanların yüzü suyu hürmetine doğar.
Karamsar olmaya hakkın yok iyi olacağız iyi...