5 Şubat 2014 Çarşamba

Ruhumu Dinlendirip de Geldim

Bennnn ruhumu dinlendirip de geldim....

Meğer öyle yorulmuş, öyle bunalmışım ki, ta ki bir haftalık tatil bitip dönüş yolculuğu başladığında anladım ne kadar sıkılmış olduğumu. İyi ki gitmişiz, iyi ki herşeyden uzak, sıcacık bir ortamda zaman geçirmişiz. Tatil deyince deniz, kum, güneş gelse de akla çoğu zaman, tamamen doğa ile başbaşa bambaşka bir hafta geçirdim ben geçen hafta. (Cümleleri yazarken farkediyorum da ne kadar çok devrik cümle kuruyorum ben!)

Çok uzak sayılmasa da yaşadığım memlekete,  havası, kokusu, ortamıyla sıcacık karşıladı bizi Güzelçamlı- Davutlar- Kuşadası...Bol bol temiz havada yürüyüş yaptık mesela, çam ağaçlarıyla bezenmiş ormanda yağmurdan kalan serinliğin verdiği kokuyu çektik içimize, öyle bir şey vardı ki havada, ömre ömür katıyordu sanki. Anladım ki büyük şehirler hiç de bana göre değil.( bakmayın böyle dediğime bundan 10 yıl öncesi boğulsam da büyük şehirde boğulurum diyen ve oralarda yaşamayı tercih eden ben şimdi nasıl da uzaklaşıyorum kuru gürültüden)

İlk defa mor lale ile karşılaştım mesela. Bahar ne zaman geldi çaldı kapımızı, böyle güzel çiçekler hangi ara serpildi toprağa bilemedim. Mor her çiçeğe yakışırmış meğer:)



33 yaşında papatyadan taç yapmayı öğrendim bu tatilde. Öyle severim ki papatyaları. Güller, orkideler sizin olsun, ben papatyalarımla çok mutluyum... Masum bir çocuğa kendi ellerimle yaptığım tacı giydirip, onu prenses ilan etmekten de ayrıca bir keyf aldım:)

 
Yeni tatlar keşfettim, yeni insanlarla tanıştım, ben hiç olmadığı kadar ben oldum bir hafta içinde.Yürüyüşlerimiz sırasında bir kare yakaladım ki, yalnızlık ne kadar zormuş meğer, üzülmeden edemedim.Yalnız olduğumdan değil bu cümlelerim, doğanın ortasında yanyana kalmış iki ağaç vardı ki, bir değişik oldum onlar adına. Oysa en fazla 150 metre öteleri zeytin, çam ağaçlarıyla dolu. Hani olur ya en büyük yalnızlıklar en kalabalıklarda doğar, onun gibi bir şey sanırım...
 
 
Ben ruhumu dinlendirip de geldim:)
 
Vücut yorgunluğu bir şekilde geçiyor da, eğer yorgun olan ruhunuz ise onu iyileştirmezseniz hiçbir şeyden tat alamaz oluyorsuznuz zamanla. Bu zamanda karnın geniş olacak ki hiçbir şeyi kafana takmayacaksın derler ya, ben öyle bir insan olamadığım için kendime stres yaratacak birşeyler buluyorum nasılsa. Bu yüzden ara ara böyle uzaklaşmalar müthiş iyi geliyor bana.
 
Dinlenmiş yüreğimden bu ara dinlemekten çok hoşlandığım bir parçayla noktalayacağım yazımı, bu parça size gelsin.....
 güzel günler görmek dileğiyle :)
 
 
 
 
 
 
                                                                                                                                                                                  
 
 
 
 
 



2 yorum:

  1. çok hoş yazmışsınız. mutluluğunuz, dinlenmişliğiniz yansıyor. doğa hep iyi gelir bencede. sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel yazmışsınız, yazmak değil yaşamak denir buna. Ben de yazarken bütünleşiyorum yazdıklarımla, ama bir türlü duygularımı ve ruhumu katmayı beceremiyorum yazdıklarıma...
    Yazınızı okurken söz ettiğiniz yerlerde (bahar ve yaz aylarında Kuşadası Davutlar'daki yazlığımızda yaşıyoruz) dolaşıyor gibi hissettim kendimi. Teşekkürler
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil