Sayfalar

28 Ekim 2013 Pazartesi

Gel-git-ler-im


Sert bir soğuk görmesem de ızdırap dolu günler oldu kış aylarım..Kış demek yalnızlık demekti  benim için.Okulda olmayı, evden uzakta olmayı tercih ederdim hep. Hele bir de bayram tatilleri varsa moralim hepten bozulurdu. Oysa tüm arkadaşlarım daha ocak ayından başlarlardı tatil günlerini hesaplamaya. O zamanlar anlamazdım bu  evden kaçışlarımın sebeplerini.. Zordu.. Tek bildiğim buydu.Bütün arkadaşlarım üniversitede okuyacakları bölümün planlamasını yaparken ben herhangi bir bölüme gitmeye bile razıydım.Annem babam uyurken ben uyanık olurdum genelde ki bu yüzden okuldan gelir gelmez uyumam gerekirdi. Bütün geceler benim olurdu, sabah saatlerine kadar okur, gönlümce yaşardım bu ben'i. 

Ailem her ne kadar modern bir aile, anlayışlı bir ebeveyn olduklarını söyleseler de hiç uyuşmadı yıldızlarımız. Babam gayet sert bir insandı ( halen öyle ), doğru onun doğru dediği olurdu her zaman. Hata yapma lüksün olamazdı bir kere, son söz hep babanın olurdu, söz hakkımız olmazdı evde, ayrı bir odam yoktu tabi o yıllarda, evler de sobalı zaten, aynı odada oturur, aynı odada tv izlenir ( pek bir sohbet edilmezdi bizim evde) ve ben böyle büyüyüp giderdim.

Ben bütün bunları yaşarken daha zor şartlarda yaşayan arkadaşlarım da vardı ama benim sıkıntım şartlarımdan öte içinde bulunduğum aile ortamımdı sanırım.Yine de şükrettim iyi ki varlar diye.Ben gün gelecek evden ayrılacak ve yaşamımı istediğim gibi şekillendirecektim nasıl olsa. Öyle de oldu, üniversite ile başlayan evden gidişim, çalışma hayatı, evlilik derken bugünlere geldim işte.

Kış aylarını seviyorum artık. Tatillere doyamıyorum bir kere. İşten kaçış değil ama benim sevmelerim; eşimle, oğlumla, sevdiklerimle geçirdiğim vakitlerin daha bol olması huzur veriyor yüreğime. Üçümüz de sabah saatlerinde evden çıkıp akşam bir araya gelsek de birbirimize anlatacak o kadar çok şeyimiz oluyor ki. Oğluma da söylerim hep; o kadar şanslı ki, herşeyden önce sağlıklı, onu anlayan bir anne babası var,  kendine ait bir odası var, günlerce oyuncakları dağınık kalsa da kendine ait bir yaşam alanı var bir kere.

Haftanın ilk gününde iç hesaplaşmamın sebebini anlamasam da bir anda yazma ihtiyacı hissettim sanırım. Omuzlarımdan bir yük eksildi sanki. İlla cümlelere dökmek mi gerekir oysa içindekileri anlatabilmek, rahatlayabilmek için.. Bazen gerekiyormuş demek ki...

Herkesin bir hikayesi var çocukluğundan, gençliğinden. Mesele içinde bulunduğun an nasıl olduğunsa şükürler olsun Rabbime, dileğim herkesin bahtı güzel olsun. Nerede çalıştığınızın, nerede büyüdüğünüzün hiçbir önemi yok, kendinizi geliştirmek adına ise çabalarınız yolunuz açık olsun derim.

Sevgiyle kalın : )



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder