24 Aralık 2013 Salı
DüN - BugüN - YarıN
Günaydınnn : )
Ne güzel bir sabah böyle.. Dün her ne kadar kesin bende panik atak var diye dolanıp dursam da, bugün güneşli bir gün var ve yaşamak harika bir duygu.
İşe gelip de bilgisayar açtığımda güne birazdan paylaşacağım yazıyla başladım. Her cümlesi o kadar doğru ki. İşte bu yüzden paylaşılmalı diye düşündüm.
Sevgiyle kalın : )
GEÇMİŞ
Yaşanmış olayları sürekli irdelemek hoş değildir ve pek yarar getirmez; bu doğrudur , ama elinde
olmadan kötü olayları hatırlayan, bu yüzden acı çeken bir insana bunu söylemenin nasıl bir etki
yaratacağını hiç düşündünüz mü? Bu insan anlaşılmadığını hisseder, duygularının onaylanmadığını
düşünür. Kendisi de bu duygulardan zaten muzdariptir. Yine de geçmişteki olayı kabul edemediği
sürece, aynı olayı yaşamaktan korktuğu sürece ya da affedemediği sürece, ya da kendince doğru olan
başka bir nedenle geçmişi bırakamıyordur. Ona “Negatif düşünme sakın, evren sana gönderir,
kendine çekersin!” demekle bir de korku yüklersiniz. Bana bu nedenle danışmaya gelen birçok
insanla karşılaştım. Paranoya içindeydiler : “Düşüncelerimin gücüyle ya bunları yaratıyorsam?
Düşüncelerime hakim olamıyorum, sonra da bir şey olacak diye daha çok kaygılanıyorum!”
Ayrıca geçmişi ve olumsuzlukları değerlendirmek, bunlardan yararlı dersler çıkarmak gerekir.
Geçmişi tamamen boşvermek, olayların gidişatındaki hatalarınızı görmeyi reddetmek anlamına gelir.
Oh, ne güzel, hiç sorumluluk almazsınız, hataları tekrarlamaya devam edersiniz. Sonra da
düşünürsünüz : “Ayol, ben böyle olsun istememiştim. Kendime bunu nasıl çektim?” diye... “Ders
almadım, önlem de almadım, sorumluluk benim” diyebilmek içe dönmeyi ve gelişmeyi gerektirir. Zor
olan da budur işte.
BUGÜN
Gelelim bugünümüzde olanları değerlendirmeye. Olumlu düşünce, sürekli olumlu düşünmeye
çalışmak değildir. Öncelikle, var olan ne varsa olduğu gibi kabul etmektir. Sonra,
değiştirebileceğiniz herşeyi değiştirmek için çaba göstermek, eyleme geçmektir.
Değiştiremediklerinizi de değiştiremeyeceğiniz şeyler olarak kabul edip, dikkatinizi elinizdeki
güzelliklere vermek ve var olana teşekkür etmektir. Kimi zaman da, sizin için olumsuz olan bir
durumun, başkasına yararlı olduğunu fark edip o kişi için sevinmektir. Olumlu düşünce, yaşananlar
için yararlı yorum üretmektir.
Yere düşünce, ayağa kalkmak için olumlu birşeyler düşünmeniz gerekir. Kalkamayacağınıza inanmak
sizi yere yapıştıran ikinci bir yerçekimi etkisi yapacaktır. Düşmenizden başkalarını sorumlu tutmak
ve onların da böyle düşüp acı çekmesini istemek öyle çok olumsuz duygu yaratır ki, ayağa
kalkmaktansa, yan gelip yatmayı tercih edersiniz. Düşen ve ayağa dimdik kalkanların düşünce
yollarını örnek almak, zihninizi bu yönde eğitmek, olumlu düşünmektir. Umut etmek ve çözüm
üretmek için kafa ve kas yormak, olumlu düşünmek ve davranmaktır.
GELECEK
Gelecek ile ilgili endişelerinize de bir bakalım. Çoğu geçmişe dayalı düşünceden kaynaklanır.
Gelecekte bu endişelerin gerçekleşmesini gerektiren hiçbir şey yoktur çoğu zaman. Bu durumda
pozitif olasılıklara dikkatinizi vermek ve umut etmek çok işe yarar tabii. Tüm eylemlerinizi
hedeflerinize odaklarsınız. Öte yandan, hayatınızdaki olası negatif olayları hiç düşünmeyecek
misiniz? İyi ama, olasılıkları incelemek ve zarar görebileceğiniz durumlar için önlem almak için ne
yapacaksınız? Risklerinizi nasıl hesaplayacaksınız, nasıl yöneteceksiniz?
Eğer takıntılı bir şekilde olumlu düşünmeye çalışarak hiç düşmeyeceğinizi sanıyorsanız,
aldanıyorsunuz. Hayat bize birçok deneyim sunar. Tabii ki arada sırada düşeceksiniz. Geçmişte
nasıl, nerede, kiminle düştüğünüzü değerlendireceksiniz, derslerinizi sindireceksiniz. Düştüğünüzü
kabul edeceksiniz ve dikkatinizi ayağa kalkma çözümlerine vereceksiniz. Yeni yorumlar, yeni
çözümler üreteceksiniz. Gerekirse pazarlık etmeyi, “Hayır” demeyi, ya da yardım almayı
öğreneceksiniz. Her düşmeyi bir öğrenme fırsatı olarak ele alacaksınız.
Kişisel gelişim ve olumlu düşünce birarada gider. “Ay, negatif şeyler düşünmeyeyim, sonra kendime
çekerim falan” endişeleri yerine, “Tamam, kabul ediyorum, düşerim de, kalkarım da... Yaşam böyle.
Derslerimi öğreneyim, baş üstüne çakılmak yerine popo üstü yumuşak düşeyim bundan sonra.”
derseniz, zihninizi çözümlere odaklamış olursunuz.
15 Aralık 2013 Pazar
Bir pazar sabahı ...
Uzun uzun yazacak cümlelerim yok. Fırtınalar kopsa da yüreğimde dinmeli, yerini huzura bırakmalı .Zorunluluktan olmamalı bu, ben istediğim için olmalı...
Dün bu saatlerde öğrendim aşılamamın tutmadığını. Test sonucunu almak için beklerken tutmuş olması şansı ile bunu eşime nasıl söylerim diye onlarca hayal kurdum. Yanına gidip baba olacaksın mı demeliydim ya da bebeğimiz geliyor diye yanına mı koşmalıydım? Sonucu aldığımda ellerimin titrediğini farkettim. Sonucu görüyor ama anlamıyordum. Omuzlarımda tonlarca yük varmış gibi yürümeyi unuttum sanki. Usulca eşimin yanına gittim ve olmadı dedim sadece. Omzumda annemin eli, karşımda gözlerimin içine bakan bir çift göz. Eşim, biriciğim bana bakıyor ve sanki "ne olur ağlama, mahvoluyorum" der gibiydi. Sustum, ağlamadım ve sımsıkı tuttum elini. Hiçbir şey benden, ondan, evde bizi bekleyen biricik oğlumuzdan daha önemli olamazdı.
İşte ben bugün bu duygularla uyandım sabaha. Dışarı çıktım, hava ısınmıştı. Simit ve börek aldım fırından, eve gelip güzel bir kahvaltı hazırladım. Herşey güzel olacaktı, biz vardık ve kocaman bir sevgiyle bağlıydık birbirimize. Sevginin, güvenin ve inancın olduğu bir yuvada umutsuzluk olmazdı. Oğluma dimdik ayakta durmasını gerektiğini söyleyen ben, nasıl pes edebilirdim ki ?
İhtiyacımız olan tek şey biraz zamandı. En azından bu ay bir kez daha denemesek daha iyi olacak sanki.
Güzel bir pazar olsun. Sakin, huzurlu, umut dolu. Kahvem ve gazetem beni bekler, Sevgiyle kalın :)
Bu arada Şile'de olan arkadaşıma sesleneyim; özledim seni....
10 Aralık 2013 Salı
Ey kış hoşgeldin !
Soğuk bir kış sabahından herkese günaydın;
Bu nasıl bir soğuktur diyesim geliyor aslında ama haksızlık da etmek istemiyorum.Memleketimin nice soğuk bölgelerinde, kar altında kalan onca şehir varken Egenin, Aydın'ın soğuğundan ne olur ki : )
Yine de soğuk işte...Bu sabah içim titreyerek geldim işe. Bir haftadır raporluydum, evde olmak, okuldan gelen oğlumu kapıda karşılamaksa harika bir duygu. Bu yüzden keşke ev hanımı olsaydım, çalışmasaydım dediğim oluyor bazen. Sonra içimdeki o diğer hatun giriyor devreye ve " saçmalama, sen evde olsaydın en fazla 1 hafta dayanabilirdin, ya da eşini bir düşünsene, onun ruh sağlığının bozulmasını ister miydin ? ". Kesinlikle doğru, izinli isem çok fazla ilgi bekliyorum ben, alıngan, kaprisli biri olup çıkıyorum, oysa işte iken yoğun tempoda hiç böyle kaprislere vaktim olmuyor. Şükürler olsun bir işim var :)
Bugün nedir bendeki bu rahatlık anlamadım gitti, geçen hafta yapılan aşılamam haftasonuna belli olacak mesela. E bu durumda stres yapmam gerekiyor ama öyle değilim, hayırlısı olsun inşallah.
Bildiğim bir şey var ki; yaşam herşeyiyle devam ediyor. Bunu her ne kadar bilsem de geçen pazartesi bir kez daha netleşti kafamda. Doğumhaneye girdiğimde bir bayanın bebeği alınmak zorunda kalmış, o dinleniyordu, kalktı, 15 dk kadar sonra ben girdim. Aşılama işleminden sonra dinlenme odasına geçtim ve benden 15 dk sonra başka bir anne adayını normal doğuma aldılar.Aynı çatı altında, farklı duygularla oradaydık ve yaşamlarımız o an'dan itibaren bir kez daha şekillenecekti. Bunu bilmek bir çok duyguyu barındırdı yüreğimde. Güçlü olmalıydım, aldığım nefes en güzel şeydi.
..... Yeni bir ay, belki kar yağar da çocuklar kardan adam yapar diye uyandığımız sabahlar, çaycımız Özer Abi'nin getirdiği sıcacık çaylar, bugün öğle yemeği için beni bekleyen ekşili pırasa yemeği, ohhhh daha ne ister bu gönül : )
Bu nasıl bir soğuktur diyesim geliyor aslında ama haksızlık da etmek istemiyorum.Memleketimin nice soğuk bölgelerinde, kar altında kalan onca şehir varken Egenin, Aydın'ın soğuğundan ne olur ki : )
Yine de soğuk işte...Bu sabah içim titreyerek geldim işe. Bir haftadır raporluydum, evde olmak, okuldan gelen oğlumu kapıda karşılamaksa harika bir duygu. Bu yüzden keşke ev hanımı olsaydım, çalışmasaydım dediğim oluyor bazen. Sonra içimdeki o diğer hatun giriyor devreye ve " saçmalama, sen evde olsaydın en fazla 1 hafta dayanabilirdin, ya da eşini bir düşünsene, onun ruh sağlığının bozulmasını ister miydin ? ". Kesinlikle doğru, izinli isem çok fazla ilgi bekliyorum ben, alıngan, kaprisli biri olup çıkıyorum, oysa işte iken yoğun tempoda hiç böyle kaprislere vaktim olmuyor. Şükürler olsun bir işim var :)
Bugün nedir bendeki bu rahatlık anlamadım gitti, geçen hafta yapılan aşılamam haftasonuna belli olacak mesela. E bu durumda stres yapmam gerekiyor ama öyle değilim, hayırlısı olsun inşallah.
Bildiğim bir şey var ki; yaşam herşeyiyle devam ediyor. Bunu her ne kadar bilsem de geçen pazartesi bir kez daha netleşti kafamda. Doğumhaneye girdiğimde bir bayanın bebeği alınmak zorunda kalmış, o dinleniyordu, kalktı, 15 dk kadar sonra ben girdim. Aşılama işleminden sonra dinlenme odasına geçtim ve benden 15 dk sonra başka bir anne adayını normal doğuma aldılar.Aynı çatı altında, farklı duygularla oradaydık ve yaşamlarımız o an'dan itibaren bir kez daha şekillenecekti. Bunu bilmek bir çok duyguyu barındırdı yüreğimde. Güçlü olmalıydım, aldığım nefes en güzel şeydi.
..... Yeni bir ay, belki kar yağar da çocuklar kardan adam yapar diye uyandığımız sabahlar, çaycımız Özer Abi'nin getirdiği sıcacık çaylar, bugün öğle yemeği için beni bekleyen ekşili pırasa yemeği, ohhhh daha ne ister bu gönül : )
29 Kasım 2013 Cuma
Ne mutlu bana : )
Merhaba,
Geçen ay yapılan aşılamam ne yazık ki tutmamıştı. İlk günlerde hayal kırıklığım ve moral bozukluğu enerjimi düşürse de kısa zamanda toparlandım. Biliyordum ki bu uzun bir süreçti ve olumlu olumsuz her duruma hazırlıklı olmalıydım.
Geçen haftaki doktor görüşmelerimiz neticesinde 2.aşıma için kolları sıvadık ve nasipse eğer yarın akşam yapılacak çatlatma iğnesinden sonra pazartesiye aşımamam yapılacak. Nasıl heyecanlıyım anlatamam. Hayal etmek bile öyle güzel ki...
Bir sır gibi saklıyorum aşılama gününü, geçen seferden deneyimliyim, bütün arkadaşlarım ve akrabalarım öncesinde ve sonrasında o kadar çok aradılar ki, ben kendimi unutup onları teselli ederken buldum kendimi. İlgileri fazlasıyla memnun etse de beni, fazla sorular ya da uzun cümleler yordu beni. Anladım ki en doğrusu sessiz sedasız halletmek bu işi. Şimdilik 9 yaşındaki oğlum da bihaber.Derslerini etkilemesinden korkuyorum.
Komik olansa sabah kalkıyorsunuz, sıradan bir gün gibi kahvaltınızı yapıp hastanenin yolunu tutuyorsunuz, biz aşılama için geldik deyip işlemleri başlatıyorsunuz. Oysa sabahın ilk saatlerinden beri içinizde fışkıran volkanlar, pır pır eden yüreğiniz, heyecandan yönlendiremediğiniz mimikleriniz, arada bir dalgınlaşan düşünceleriniz... İşte insan olmak böyle birşey. Aynı anda gülüp ağlayabilmek, heyecanlanıp sakin olmaya çalışabilmek böyle büyük bir olay.
Ne mutlu bana... Hayırlısıyla sonuçlanmasını diliyorum. Bu yolda emek harcayan ya da harcamış herkese de kocaman sevgiler benden.
Güzel bir hafta sonu olması dileğiyle : )
Geçen ay yapılan aşılamam ne yazık ki tutmamıştı. İlk günlerde hayal kırıklığım ve moral bozukluğu enerjimi düşürse de kısa zamanda toparlandım. Biliyordum ki bu uzun bir süreçti ve olumlu olumsuz her duruma hazırlıklı olmalıydım.
Geçen haftaki doktor görüşmelerimiz neticesinde 2.aşıma için kolları sıvadık ve nasipse eğer yarın akşam yapılacak çatlatma iğnesinden sonra pazartesiye aşımamam yapılacak. Nasıl heyecanlıyım anlatamam. Hayal etmek bile öyle güzel ki...
Bir sır gibi saklıyorum aşılama gününü, geçen seferden deneyimliyim, bütün arkadaşlarım ve akrabalarım öncesinde ve sonrasında o kadar çok aradılar ki, ben kendimi unutup onları teselli ederken buldum kendimi. İlgileri fazlasıyla memnun etse de beni, fazla sorular ya da uzun cümleler yordu beni. Anladım ki en doğrusu sessiz sedasız halletmek bu işi. Şimdilik 9 yaşındaki oğlum da bihaber.Derslerini etkilemesinden korkuyorum.
Komik olansa sabah kalkıyorsunuz, sıradan bir gün gibi kahvaltınızı yapıp hastanenin yolunu tutuyorsunuz, biz aşılama için geldik deyip işlemleri başlatıyorsunuz. Oysa sabahın ilk saatlerinden beri içinizde fışkıran volkanlar, pır pır eden yüreğiniz, heyecandan yönlendiremediğiniz mimikleriniz, arada bir dalgınlaşan düşünceleriniz... İşte insan olmak böyle birşey. Aynı anda gülüp ağlayabilmek, heyecanlanıp sakin olmaya çalışabilmek böyle büyük bir olay.
Ne mutlu bana... Hayırlısıyla sonuçlanmasını diliyorum. Bu yolda emek harcayan ya da harcamış herkese de kocaman sevgiler benden.
Güzel bir hafta sonu olması dileğiyle : )
28 Kasım 2013 Perşembe
Anne demek sabır demekmiş
Kolay arkadaş edinen biri olmama rağmen, zor güvenirim ben. Ya tam severim ya da hiç sevmem. Çok sevdiğim öğretmenlerimden biri bunun ne kadar yanlış bir tutum olduğunu söylemişti yıllar önce. Bu kadar uç'larda yaşamanın zor bir savaş olduğunu da eklemişti. Gençlik yıllarım olsa gerek pek de kulak asmamıştım açıkcası. Şimdi daha iyi anlıyorum ki; bazen bu denli sevmek, güvenmek kırılgan bir yapı oluşturuyor insan ruhunda.
Bu duygu yoğunluğunu oğlumda yaşıyorum şimdi. Öyle seviyor, öyle inanıyor ki arkadaşlarına. Onlar küçük bir hata yaptıklarında bile affedebilmesi zaman alıyor.Çocuk yüreğinde kocaman bir yürek taşıyor, incinmesinden, üzülmesinden korkuyorum sanırım.
Ben oğluma kızdığımda bile öyle öfkeleniyor, öyle değişik bir tutum içine giriyor ki sanırsınız karşısında annesi değil bir başkası duruyor.İlk zamanlar görmezden geliyordum da her zaman o kadar sabırlı olamıyor ki insan.Bazen başka bir odaya geçiyorum, susuyorum ya da çatışma büyüyor. İnsan ne yapmalı böyle zamanlarda bilmiyorum. İşin tuhaf yanı ise, tam da " ne kadar güzel, şükürler olsun herşey yolunda, oğlum sağlıklı, iyi bir ailemiz var" desem kısa zaman sonra bu çatışmalarımız başlıyor, nazar mı değdiriyorum ne?
Bugün 8.sınıfların sınavı olduğu için 1.kademe tatil. Dolayısıyla oğlum evde. Eşimle birlikte eve gittik ki, ev savaş alanı. Salonun ortasında yastıklar tepeleme yığılmış.Odasında resim yapmış ama halının üstü, oyuncakları suluboya içerisinde. Yatağı darmadağın, kitapları başka bir yerde....
Siz olsanız ne yapardınız hal böyle olunca bilmiyorum ama görmezden gelsem o değil, "olsun annecim, toplarız" hiç diyemem. Odan çok dağınık görünüyor, her yer suluboya, üstelik salonu da dağıtmışsın diye sorduğumda sadece gülmesi ise kışkırtıcı...
Rehber öğretmenimiz ya da desteğini bizden esirgemeyen pedagog arkadaşımız her zaman der ki; "olaylar karşısında kişiliğine, karakterine hakaret etmeyin, kişiliğini zedelemeden davranışına yönelik eleştirilerde bulunun"...
İnanın bana öyle yapıyorum, sesimi yükseltmiyorum, her zaman onu dinlemeye hazırım, başarı ya da başarısızlığında hep varım.İyi bir anne olduğumu biliyorum ama bazen moralim bozuluyor işte. Çok şey beklemiyorum aslında, henüz 9 yaşında ve henüz bir çocuk ne olursa olsun.
Annelik uzun bir yol... Bildiğiniz ne kadar doğru varsa hepsi yanlış olabiliyor bazen. Ben azimliyim, öğrenmeye de açığım, deneme yanılmaya da. Rabbim acılarını göstermesin, bir iyi bir kötü yaşam devam ediyor. Şükür her anımıza ....
Bu duygu yoğunluğunu oğlumda yaşıyorum şimdi. Öyle seviyor, öyle inanıyor ki arkadaşlarına. Onlar küçük bir hata yaptıklarında bile affedebilmesi zaman alıyor.Çocuk yüreğinde kocaman bir yürek taşıyor, incinmesinden, üzülmesinden korkuyorum sanırım.
Ben oğluma kızdığımda bile öyle öfkeleniyor, öyle değişik bir tutum içine giriyor ki sanırsınız karşısında annesi değil bir başkası duruyor.İlk zamanlar görmezden geliyordum da her zaman o kadar sabırlı olamıyor ki insan.Bazen başka bir odaya geçiyorum, susuyorum ya da çatışma büyüyor. İnsan ne yapmalı böyle zamanlarda bilmiyorum. İşin tuhaf yanı ise, tam da " ne kadar güzel, şükürler olsun herşey yolunda, oğlum sağlıklı, iyi bir ailemiz var" desem kısa zaman sonra bu çatışmalarımız başlıyor, nazar mı değdiriyorum ne?
Bugün 8.sınıfların sınavı olduğu için 1.kademe tatil. Dolayısıyla oğlum evde. Eşimle birlikte eve gittik ki, ev savaş alanı. Salonun ortasında yastıklar tepeleme yığılmış.Odasında resim yapmış ama halının üstü, oyuncakları suluboya içerisinde. Yatağı darmadağın, kitapları başka bir yerde....
Siz olsanız ne yapardınız hal böyle olunca bilmiyorum ama görmezden gelsem o değil, "olsun annecim, toplarız" hiç diyemem. Odan çok dağınık görünüyor, her yer suluboya, üstelik salonu da dağıtmışsın diye sorduğumda sadece gülmesi ise kışkırtıcı...
Rehber öğretmenimiz ya da desteğini bizden esirgemeyen pedagog arkadaşımız her zaman der ki; "olaylar karşısında kişiliğine, karakterine hakaret etmeyin, kişiliğini zedelemeden davranışına yönelik eleştirilerde bulunun"...
İnanın bana öyle yapıyorum, sesimi yükseltmiyorum, her zaman onu dinlemeye hazırım, başarı ya da başarısızlığında hep varım.İyi bir anne olduğumu biliyorum ama bazen moralim bozuluyor işte. Çok şey beklemiyorum aslında, henüz 9 yaşında ve henüz bir çocuk ne olursa olsun.
Annelik uzun bir yol... Bildiğiniz ne kadar doğru varsa hepsi yanlış olabiliyor bazen. Ben azimliyim, öğrenmeye de açığım, deneme yanılmaya da. Rabbim acılarını göstermesin, bir iyi bir kötü yaşam devam ediyor. Şükür her anımıza ....
22 Kasım 2013 Cuma
Can yoldaşım
- İyi değilim, dedim.
- Geçecek, dedin.
- Konuşmasam, dedim.
- Anlatmazsan geçmez ama, dedin.
- Dinle o zaman, dedim.
- Dinlerim, dedin.
Ben anlattım, sen sustun, ben ağladım, sen gözyaşlarımı sildin....
- Yasla başını omzuma, dedin.
- Elimi hiç bırakma, dedim.
Erkekler büyümeyen çocuklardır derdim ya hep,
Yanılmışım!
Büyümeyen, çocuk yüreğinde yaşayan benmişim.
Can yoldaşım,
Hayatımda verdiğim en doğru karar sen,
İyi ki benimlesin, iyi ki evlenmişiz...
- Geçecek, dedin.
- Konuşmasam, dedim.
- Anlatmazsan geçmez ama, dedin.
- Dinle o zaman, dedim.
- Dinlerim, dedin.
Ben anlattım, sen sustun, ben ağladım, sen gözyaşlarımı sildin....
- Yasla başını omzuma, dedin.
- Elimi hiç bırakma, dedim.
Erkekler büyümeyen çocuklardır derdim ya hep,
Yanılmışım!
Büyümeyen, çocuk yüreğinde yaşayan benmişim.
Can yoldaşım,
Hayatımda verdiğim en doğru karar sen,
İyi ki benimlesin, iyi ki evlenmişiz...
19 Kasım 2013 Salı
Merhaba : )
Kullanmaktan çok mutlu olduğum, hem söylerken hem de alırken en mutlu olduğum kelimelerden biri "merhaba ".... "benden sana zarar gelmez" demekmiş anlamı. Kelimenin anlamını öğrendiğimde aynanın karşısında defalarca kere "merhaba" diyen bir insanım ben.
Öğrendim ki önümüzdeki günlerde yağış kapımızda olacakmış, kışı özlemedim dersem yalan olur. Kendi kabuğuma çekilmeyi özledim belki de. Sessiz kalmayı, düşünmeyi, hiçbirşey yapmadan sadece oturmayı. Bu aralar çok yoruldum sanırım. Aslında yakın bir zamanda hızlı tempomuz yeniden başlayacak çünkü 2.aşılama için gün verecek doktorumuz. Bu koşuşturmadan çok psikolojik bekleyişler belki de beni güçsüz bırakan.
Çalışıyor olmama rağmen bu günü kendime dinlence günü ilan ediyorum.Stresi ve olumsuz düşüncelerimden arınacağım bugün, kararımı verdim; işe bir bardak ıhlamurla başladım mesela. Kokusu içimi huzurla doldurdu bile, Loreena Mckennitt usul usul benim için söylüyor bugün parçalarını.Güneş az da olsa sıcaklığıyla direncimi artırıyor gibi.Ben bugün herşeyi görmek istediğim gibi göreceğim hepsi bu.
Sağlık ve huzur hep bizimle olsun, sevgiyle ...
Öğrendim ki önümüzdeki günlerde yağış kapımızda olacakmış, kışı özlemedim dersem yalan olur. Kendi kabuğuma çekilmeyi özledim belki de. Sessiz kalmayı, düşünmeyi, hiçbirşey yapmadan sadece oturmayı. Bu aralar çok yoruldum sanırım. Aslında yakın bir zamanda hızlı tempomuz yeniden başlayacak çünkü 2.aşılama için gün verecek doktorumuz. Bu koşuşturmadan çok psikolojik bekleyişler belki de beni güçsüz bırakan.
Çalışıyor olmama rağmen bu günü kendime dinlence günü ilan ediyorum.Stresi ve olumsuz düşüncelerimden arınacağım bugün, kararımı verdim; işe bir bardak ıhlamurla başladım mesela. Kokusu içimi huzurla doldurdu bile, Loreena Mckennitt usul usul benim için söylüyor bugün parçalarını.Güneş az da olsa sıcaklığıyla direncimi artırıyor gibi.Ben bugün herşeyi görmek istediğim gibi göreceğim hepsi bu.
Sağlık ve huzur hep bizimle olsun, sevgiyle ...
11 Kasım 2013 Pazartesi
Siz hiç ....
Gönlüm isterdi ki bu yazıya " Siz hiç ... " diye başlayıp, sonrasını paraşütle atladınız mı, uzayda yaşamayı düşündünüz mü ya da nebileyim işte herhangi bir soruyla bitirebileyim. Ama hayat size bazen öyle şeyler sunuyor ki herşeyin bir rüya olmasını diliyorsunuz.Bu olay benim başıma geldi öyle mi diye düşünmeden edemiyorsunuz.Bu öfke ya da kızgınlık bir isyandan öte, inanamama ya da konduramama sanırım... Ve düşünmeden edemiyor insan: Bütün bu yaşananlar birer kader mi ya da çocukluğumuzdan gelen eksiklik ya da arayışlar mı... Siz hiç ailenizden birini ya da bir yakınınızı cezaevine bırakıp geldiniz mi?
Geçen çarşamba günü 40 yıl düşünsem yine de olmaz dediğim bir haber aldım: Kız kardeşim hapse girecekti.Yazarken bile bunun bir oyun olmasını dilesem de ne yazık ki gerçekler değişmedi. Üstelik suçu öyle masumdu ki: Eşine güvenip, boş bir kağıda imza atmak. Öğreniyoruz ki eşi ciddi bir meblağ değerinde bir taahhütname doldurup, borcun altına girmiş. Ödeme şansı olmadığı için de hapis cezasıyla cezalandırılacaklardı. Kardeşim bir öğretmendi ve üstelik bir anneydi. İnsan böyle durumlarda hangisine üzülür ki... Geride kalan 1.5 yaşındaki kızına mı, ciğeri parçalanan annemle babama mı, bunu hiç haketmeyen kardeşime mi, geride kalan bizlere mi...
İşin en zor yanıysa babamla beraber kardeşimi cezaevine bırakıp gelmemiz oldu. İnsan başına gelince anlarmış herşeyi, ne kadar soğuk bir alan, ne kadar soğuk bir yermiş orası öyle.Rabbim kimseyi düşürmesin öyle yerlere.Her taraf tel örgülü, içerisi nasıl bilen yok, özgürlüğün yok herşeyden önce.
Hayat bu işte.Ne yaşayacağın, başına nelerin geleceği hiç belli olmuyor.Rabbim herkesin yardımcı olsun.
Eğer geçen hafta yapılan aşılamam tutarsa, bu kadar stresin ortasında bir mucize "ben varım " derse sanırım biraz olsun moral olacak bizlere.
Görüşmek dileğiyle...
Geçen çarşamba günü 40 yıl düşünsem yine de olmaz dediğim bir haber aldım: Kız kardeşim hapse girecekti.Yazarken bile bunun bir oyun olmasını dilesem de ne yazık ki gerçekler değişmedi. Üstelik suçu öyle masumdu ki: Eşine güvenip, boş bir kağıda imza atmak. Öğreniyoruz ki eşi ciddi bir meblağ değerinde bir taahhütname doldurup, borcun altına girmiş. Ödeme şansı olmadığı için de hapis cezasıyla cezalandırılacaklardı. Kardeşim bir öğretmendi ve üstelik bir anneydi. İnsan böyle durumlarda hangisine üzülür ki... Geride kalan 1.5 yaşındaki kızına mı, ciğeri parçalanan annemle babama mı, bunu hiç haketmeyen kardeşime mi, geride kalan bizlere mi...
İşin en zor yanıysa babamla beraber kardeşimi cezaevine bırakıp gelmemiz oldu. İnsan başına gelince anlarmış herşeyi, ne kadar soğuk bir alan, ne kadar soğuk bir yermiş orası öyle.Rabbim kimseyi düşürmesin öyle yerlere.Her taraf tel örgülü, içerisi nasıl bilen yok, özgürlüğün yok herşeyden önce.
Hayat bu işte.Ne yaşayacağın, başına nelerin geleceği hiç belli olmuyor.Rabbim herkesin yardımcı olsun.
Eğer geçen hafta yapılan aşılamam tutarsa, bu kadar stresin ortasında bir mucize "ben varım " derse sanırım biraz olsun moral olacak bizlere.
Görüşmek dileğiyle...
5 Kasım 2013 Salı
Beklemek Lazım
Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi geçen cumartesi aşılamam yapıldı. Heyecanlıydım ama bir o kadar da rahattım. Belki de içimdeki umut ya da nebileyim doktorumun sakin sakin işlem sürecini bana anlatması belki de..
Saat 11'de biten aşılamam sonrasında 2 gün boyunca sürekli bir ağrı ve sancı oldu bende. O kadar araştırmaya rağmen aşılama sonrası ağrı kısmını atlamış olmalıyım ki bir ara gerçekten panikledim.Öyle bir psikoloji ki en ufak bir detay bile olumlu mu ya da olumsuz mu gibi düşüncelere sürüklüyor insanı.
Baktığın her yer bebek oluyor mesela ya da her gördüğün kadın karnı burnunda geziyor sanki. Ne çok ümitlenmek istiyor insan ne de umutsuzluğa kapılmak. Hayırlısını istemekten başka birşey gelmiyor elimden.
Şimdi 15 gün beklemek gerekiyormuş. Dilerim bu yolda çaba harcayan herkesin rüyası gerçek olur.
Sevgiyle kalın ...
Saat 11'de biten aşılamam sonrasında 2 gün boyunca sürekli bir ağrı ve sancı oldu bende. O kadar araştırmaya rağmen aşılama sonrası ağrı kısmını atlamış olmalıyım ki bir ara gerçekten panikledim.Öyle bir psikoloji ki en ufak bir detay bile olumlu mu ya da olumsuz mu gibi düşüncelere sürüklüyor insanı.
Baktığın her yer bebek oluyor mesela ya da her gördüğün kadın karnı burnunda geziyor sanki. Ne çok ümitlenmek istiyor insan ne de umutsuzluğa kapılmak. Hayırlısını istemekten başka birşey gelmiyor elimden.
Şimdi 15 gün beklemek gerekiyormuş. Dilerim bu yolda çaba harcayan herkesin rüyası gerçek olur.
Sevgiyle kalın ...
1 Kasım 2013 Cuma
Hadi hayırlısı : )
Geçen hafta kullanmış olduğum Klomen hapım ( o nasıl ilaçsa öyle 5 gün boyunca barut
gibiydim adeta.nasıl bir asabiyet yaptı bende . Dün doktorum haptan değildir o sen heyecan
yapmışsın dese de inandırıcı değildi bence ) , dünkü doktor kontrolümden sonra cumartesi
gününe yani yarına aşılama yapılmasına karar verdik. Bakmayın öyle havadan sudan bahseder gibi
yazdığıma, yüreğim ağzımda yaşıyorum dünden beri. Dün akşam 22.de yumurta çatlatma iğnem
yapıldı ve 36 saat sonrasına aşılama yapılacak. Çevremden duysam da aşılama,
tüp bebek tedavisi, vs.
Bana o kadar uzak gelirdi ki bu konular. İnsan yaşayınca işinin piri oluyormuş, anladım.
Bütün internet sitelerini taradım konuyla ilgili.
Bazen üzüldüğüm anlar da oluyor elbette ama bazen de öyle yazılar okuyorum ki
mutluluk yayılıyor yüzüme. Ama bildiğim birşey var ki; nasipten öteye gidilmiyor.
Eğer bu satırları okuyorsanız; anne- baba olmak için uğraş veren herkes adına
dua etmenizi rica ediyorum. Bu yol hem uzun hem de meşakkatli bir yol.
Yarına hadi hayırlısı :)
gibiydim adeta.nasıl bir asabiyet yaptı bende . Dün doktorum haptan değildir o sen heyecan
yapmışsın dese de inandırıcı değildi bence ) , dünkü doktor kontrolümden sonra cumartesi
gününe yani yarına aşılama yapılmasına karar verdik. Bakmayın öyle havadan sudan bahseder gibi
yazdığıma, yüreğim ağzımda yaşıyorum dünden beri. Dün akşam 22.de yumurta çatlatma iğnem
yapıldı ve 36 saat sonrasına aşılama yapılacak. Çevremden duysam da aşılama,
tüp bebek tedavisi, vs.
Bana o kadar uzak gelirdi ki bu konular. İnsan yaşayınca işinin piri oluyormuş, anladım.
Bütün internet sitelerini taradım konuyla ilgili.
Bazen üzüldüğüm anlar da oluyor elbette ama bazen de öyle yazılar okuyorum ki
mutluluk yayılıyor yüzüme. Ama bildiğim birşey var ki; nasipten öteye gidilmiyor.
Eğer bu satırları okuyorsanız; anne- baba olmak için uğraş veren herkes adına
dua etmenizi rica ediyorum. Bu yol hem uzun hem de meşakkatli bir yol.
Yarına hadi hayırlısı :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

