Sayfalar

3 Şubat 2015 Salı

Öyle İşte...



Ben ne zaman dinlesem bu şarkıyı ta uzaklara gider yüreğim. Herhangi bir sebebi yok bunun. Değişik bir duygu sarar yüreğimi. Gitmek isterim mesela ya da herşeye yeniden başlamak... Ya uzun bir yolculuk isterim ya da sessizce oturmak... Ya da nebileyim bir dost arar bulurum kendimi. Dedim ya bambaşka duygulara bürünürüm ben bu şarkıda diye, işte öyle birşey. Uzun cümlelerimin herbirini tüketirim her notasında. Bildiğim bütün kelimeleri yok ederim birer birer. 

Bir kez daha gidip geldim bu yorumla. İyi ki söylemişler iyi ki dinlemişim...


6 Ocak 2015 Salı

Kitaplarım ve Huzur



En son okuduğum "Senden Önce Ben" de o kadar çok hıçkırıklara boğuldum ve yazarın dilini o kadar çok beğenmiştim ki her ne kadar önyargılarla kitabı ertelesem de sadece okumuş olmak için başladım ve kitaplar hakkındaki bu önyargılarımdan dolayı bir kez daha kınadım kendimi. Bahsedildiği üzere bu kitapgerçekten toplum içinde okunmamalı. Eğer duygusal bir insansanız sonunda ağlamak öyle böyle değil bildiğiniz hıçkırıklarla ağlıyor insan. Hazin bir son ve alışılmadık bir mücadele.


Sonrasında başladığım "Kocan Kadar Konuş" hızla okunabilecek gündelik bir kitap. Başlıyor ve bitiyor.Sadece merak ettiğim türden bir kitaptı bu ve çerez gibi dediğim türden bir kitap oldu.Bu kitabın bana kazandırdığı en güzel şey sürekli bahsettiği Raif Bey oldu. " Kürk Mantolu Madonna" kitabının baş kahramanı Raif Bey o kadar çok anılıyor ki bu kitapta uzun süredir ertelediğim "Kürk Mantolu Madonna" ya başladım sonunda.

"Kürk Mantolu Madonna" ... İsminde var bir kere muhteşemlik. Bu kitap içeriğiyle, diliyle, yalınlığı ve bir o kadar çekiciliğiyle öyle bir doyurdu ki ruhumu, söylenecek tek bir sözüm kalmadı.

Der ki kitapta; "Onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim."

Ya da " Bu akşam anladım ki,, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş."

Bir kez daha okumakta olduğum "Anna Karenina" yarıda kaldı ve ben önce bu kitabı bitirdim.

Soğuk hava, bir fincan çay, kitaplarım ve huzur... Şükürler olsun,  ne mutlu bu duyguları bana verdiğin için Rabbim sana.




29 Aralık 2014 Pazartesi

Yepisyeni Yıl



Nerdennnn nereye... Geriye dönüp baktığımda neler de yaşamışım.. Gülmüşüm, ağlamışım, kapıları 

kapatmışım kimisine, kimisine yeniden güvenmeyi öğrenmişim. An gelmiş günlerce canım sıkılmış 

hiç olmadık şeylere ya da öyle bir an gelmiş ki hiç olmadık bir olayla gökyüzüne salıncak kurup 

sallanmışım çocuklar gibi. 

Ben Mavi... En sevdiğim renk olmasından sanırım herşeyi maviye boyamam. Farketmez tonunun 

açıklığı koyuluğu... Huzur, mutluluk, anlayış, şefkat kokan rengim ben....

Aman aman beklentilerim olmaz yeni bir yıl öncesinde. Bilirim ki aldığım her nefesten ötürü şükran 

duyduğum Rabbim hayırlısı ise nasip edecektir bizlere beklentilerimizi. Yeni yıl öncesinde ışıl ışıl 

sokakları sadece görünümünden ötürü sever, gelecek elektrik faturalarından ötürü can sıkarım 

sonrasında. Hediye falan istemem sırf yeni yıldan ötürü. Her ne kadar liseli yıllarımda küçük 

çekilişler yapsak da arkadaşlarla kendi aramızda şimdilerde yaşanan güzel bir anı olarak kalıyor 

zihnimde ama hala yeni yıl dolayısıyla kendi aralarında hediyeleşen arkadaşlarıma da saygı duymayı 

bir borç bilirim kendime.

Ben herşeyden önce sağlık diliyorum yeni yıl öncesinde. Eğer hayırlı olacaksa gönlümüzden geçen 

her ne varsa nasip olsun inşallah. Üstesinden gelemeyeceğimiz sınavlardan korkarım. İşte bu yüzden 

herkese ailesiyle, sevdikleriyle birlikte olacağı, huzuru ağız tadı yerinde olacak sağlıklı bir yıl 

diliyorum. Hep birlikte sevgi dolu nice güzel yıllara...



12 Aralık 2014 Cuma

Yarın ola ...




"KİBİR EN SEVDİĞİM GÜNAHTIR" der en sevdiğim filmlerden biri olan "Şeytanın Avukatı" nda.

Dün akşam bir kez daha izledik eşimle filmi. Bir kez daha hayran kaldık oyunculuğa, görselliğe.

Düşünüyorum da; bilmediği konu hakkında soru sormayı kibir sayan, en mükemmelin kendisi olduğunu düşünen, yapıcı olmak var iken nasıl olur da yıpratırım diye çaba harcayan, sessizce ama içten içe üzen insanlarla dolu çevremiz.

Artık öyle birşey ki insan kime inanacağını kime güveneceğini bile bilemiyor. Ve sen dönüp dolaşıp kendi kabuğuna dönüyorsun. Nerde dost bildiklerimiz diye canını sıkıyorsun uzun uzun. Kafana takma diyen tipleri de anlamadım hiçbir zaman. Her ne kadar dinlemeye açık olsam da bazen fazla geliyor tavsiyeler. Çünkü herkesin yaşamı kendine. Herkes kendi hayatından sorumlu.

Her ne kadar herkesin yaşamı kendine derken de televizyonda çıkan reklamlara takıyorum bu aralar. Parasızlık ve açlık yaşam standartlarını zorlarken boy boy yiyecek ve içecek reklamlarının ya da kebapların, dönerlerin süslediği sofraların bu kadar teşhir edilmesi can sıkıcı. Alan var alamayan var. Ortası yok zaten bu işlerin. Durumun ya var ya da hiç yok. Herkes bankaya mecbur. Ek hesap denilen şeyi icat etmese bankalar bu kadar insan nasıl döndürürdü bu düzeni merak konusu..

Hiçbir şey iyiye gitmiyor sanki. Umudumu kaybetmek istemiyorum ama dağın görünen yüzü böyle...

Yarın ola hayrola....



13 Kasım 2014 Perşembe

Hoş :)



Uzun bir aradan sonra yeniden burada olmak nasıl da güzelmiş.... Herşey yolunda çok şükür. Sadece yetişemiyorum zamana. İş, ev, okul  derken öyle ihmal ettim ki kendimi bu aralar. Yeniden yazılarda yolumu bulmam dileğiyle... Yağmurlu bir Aydın'dan yürek dolusu sevgiler...  

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Farkındalık



                             Hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşındasınız değil mi?

Hiç vaktiniz yok, “Fast live”, “Fast food”, “Fast music”, “Fast love”…

Dikte ettirilen “yükselen değerler”, “in” ler, “out” lar…

Buna benzer bir odada, şanslıysanız gökyüzünü görebilen bir pencere ardında bitecek hepsi.

Dostluğu klavyelerinde, yaşamı monitörlerinde arayanlar, Size sesleniyorum!

Hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?

Copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?

İçinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?

Sevgiyi tuşlarla mı yazarsınız?

birini sevmek için hangi tuşlara basmak gerekir?

Ya da geri dönüşüm kutusunda saklanabilir mi kaybolan zaman?

Doğayı bilgisayarlarına döşeyenler, neden görmezsiniz bahçedeki akasyanın tomurcuklandığını?

Ve ıslak toprak kokusu var mıdır dosyalarınız arasında?

Koklamak, duymak, dokunmak, yok mu yaşam skalanızda?

Bilgi toplumu oldunuz da, duygu toplumu olmanıza megabaytlarınız mı yetmiyor?
 
Müşfik KENTER

-------
Ne güzel söylemiş değil mi Müşfik KENTER.. Bugünleri ne güzel de anlatmış...Farkında olacağınız bir hayat yaşamanız dileğiyle...
İyi haftalar :)

1 Ağustos 2014 Cuma

Mavinin Sesi

 

Yeniden anne olacağımı öğrendiğimden bugüne tam bir ay geçti. Bu haberi duyduğum ilk andaki tepkimi saymazsak herşey öyle güzeldi ki.Afallamıştım tabi.Yeniden anne olmak, işim, evim, sorumluluklarım ve kafamın iini kurcalayan onlarca soru.Hepsini bir yana bıraktım dakikalar sonra ve bize "merhaba" diyen bebeğimizi düşünmeye başlamıştım bile.

Ama olmadı. Ona veda edeli 1 hafta oldu. Gittiğimiz onca doktor, hepsinde bir umut arayışı yetmedi onu büyütmeye. Kendimi suçladım önce. Nedenini bilmeden benim yüzümden dedim sürekli. Ben nerede hata yaptım diye üşündüm durdum.Neticede yapacak birşey yoktu ve müdahele ile bebeğimi alacaklardı. Dirensem kime neden direnecektim ki, o büyümüyordu, kalp atışları olmuyordu.

Hastaneden eve geldiğimiz a'nı hiç unutamayacağım heralde. O kadar büyük bir eksiklik ki bu, henüz küçücük olmasına rağmen sanki bana ait birşey bırakmış da gelmiş gibiydim. Artık içimde büyümesini beklediğim, ona dokunmaktan, düşlemekten mutluluk duyduğum bir bebeğim yoktu hayatımda.

Kendi tabirimle " ben kaybetmiştim "

Bunda da vardır bir hayr dediler, üzülme düşüğün arkası yeniden hamile kalırmış kadın dediler, ya sana birşey olsaydı dediler, oğlunu düşün, eşini düşün,sen iyisin ya yeniden olu dediler, dur bakalım herşey nasip dediler, üzüldük, sen üzülme dediler... Dediler de dediler.... Biliyorum, beni düşündüklerindendi bu cümleler ama olmadı işte. Neye yaradı bilmiyorum.

Ben şimdi yaralarımı sarmakla meşgulüm. Kimse faydalı olamayacak bu konuda, ben başımın çaresine bakabilirim yaralarımın.

Hemen ertesi günü kitapıma gittim. "Ben iyi değilim, bana sakin, sessiz, beni yormayan bir kitap önerebilirmisin dedim, bana önce Kristın Hannah kitaplarını önerdi sonra da vazgeçerek elime bir kitap tutuşturdu: Başucumda Müzik.

Kürşat BAŞAR' ın bir kitabı. Ben çok sevdim ve okumaktan çok keyf aldım.

Kitaptan bir alıntı yapacağım ki, beni en çok etkileyen cümlelerden bir kaçı:

" Hayatı kendi başına kurabileceğine, kendi düzeniyle yaşayacağına inanan insanlardan biriydim.Asıl budalalık bu değil mi?
Şimdi anladım ki, hayat bizden büyüktür ve biraz güçlü rüzgar bile kurduğunuz bütün o kumdan kaleleri çocuksu bir keyfle ansızın yıkıverir."
" Hepimiz başkalarının başına gelenleri biliriz, bize ok yabancı görünen hayatları filmlerden kitaplardan öğreniriz.Anlatılardan, hi yaşamasak bile pekçok şey kalır aklımızda.
Ama ancak kendimiz yaşadığımız zaman ne olduğunu gerçekten anlayabiliriz."

Bu da geçecek... Neler geçmedi ki.Hangi yaralar iyileşmedi ki.. Kimileri kabuk bağladı, ara ara kanadı, kimileri de üstüne dikiş atar gibi silinip gitti. İyi olmak zorundayım, önce kendim içim, oğlum için, eşim için ve sevdiklerim için...

Bana bu gücü verdiğin için sana minnettarım Rabbim.



20 Temmuz 2014 Pazar

Sessizlik ...


( Öncelikle mesajlarıyla, telefonlarıyla, yürekleriyle bana destek olan arkadaşlarıma binlerce teşekkür ediyorum... )

SESSİZLİĞE ...

Sessizliğe diyorum, sesimi kime nasıl duyuracağımı bilmiyorum. Perşembe günü doktor kontrolümüzde dr bey bebeğimizin gelişiminin yavaş olduğunu söyledi. İnanmadım. Ona göre 7,5 haftalık olan bebeğimiz benim hesaplarıma göre henüz 5 haftalık. Sonra başka bir doktor, sonra başka bir doktor, hatta hemşireler derken epey yol katettik. Anlamadığım bir doktorun söylediği diğerinkini tutmuyor. Oysa doğru tek değil midir? En trajedik tarafı ise doktorların şuna benzer cümle kullanmaları :
" Hazırlıklı olmak lazım, olumlu düşünün ama umutlanmayın."

Bu nasıl bir çelişkidir, bu nasıl bir yaralayıştır, bu nasıl bir umursamazlıktır. İçimde var olan henüz fasülye tanesi kadar olan yavruma ben onca anlam yükler iken bu nasıl bir caniliktir anlamadım.

............

Beklemekten başka birşey gelmiyor elimden. Elimizden gelen herşeyi yapmamıza rağmen nasipten öteye gitmiyor bazı şeyler.. Biliyorum, olduğu kadar , olmadığı kader.. Olumlu düşünmeye çalışıyorum, içimden bir ses herşeyin yolunda olduğunu söylüyor. Bebeğim sağsalim dünyaya gelecek diyorum sürekli çünkü ben böyle hissediyorum. Olur da bişeyler yolunda gitmezse ve bebeğimizi kaybedecek olursam, haykırışlarım için, yalvarışlarım için beni bağışla Rabbim.

8 Temmuz 2014 Salı

Hamileyim :)



Günaydınnnn :)

Blog yazmaya başladığım günden itibaren bana dair, hayatıma dair pek çok şeyi paylaştım bu sayfalarda.

Dinlediğim, öğrendiğim, meraklandığım, takip ettiğim ve edildiğim arkadaşlarımla sessiz bir dostluğa dönüştü paylaşımlarımız.

Özellikle hayatımın merkezine aldığım yeniden anne olma isteği günlerce meşgul etti duygularımı. Doktorların yüzümüze açıkça söylediği bebeğiniz olmayacak sözleri her defasında yeniden acıtmıştı canımı. Bir oğlumuz vardı ancak yeniden bebeğimiz olmasını istiyorduk. Doktorumuz önce aşılama dedi ve 2 kere başarısızlıkla sonuçlanan aşılama evresinden sonra tüp bebek tedavisine başlamak üzere kolları sıvayacaktık ki, bu yolculuğun bizi gerçekten çok yıprattığını farkettik. İşte bu yüzden biz böyle mutluyuz. Nasip de varsa belki birgün tüp bebek için doktora gideriz derken, tam da herşeyi bırakmışken göğüs ve karın ağrılarım başladı.

İhtimal bile vermez iken, doktora gittiğimde "sen hamilesin " cümlesi öyle heyecan vericiydi ki. Ben hamileydim ve  Rabbim izin verirse yeniden anne olacaktım. Saatlerce ağladım, etrafımdaki insanlara aldırmadan ağladım.Korku, heyecan, şaşkınlık, hayata dair ne kadar duygu varsa birbir yaşadım hepsini.

Henüz kalp atışları oluşmadığı için doktorumuz bu duyguya çok fazla alışmamamı söylese de öyle bir duygu ki bu, sürekli dua ediyorum bebeğimin bizi bırakmaması için.Rutin kontrollere başladık geçen hafta, şimdi tek istediğim kalp atışlarının oluşmasını beklemek.

Anladım ki (doktorumun ilk söylediği şey) ; Rabbim ol derse oluyor. Bu yüzden bir kez daha teşekkür ediyorum Rabbim sana...

Bu yolda ilerleyen herkese diyebilirim ki; çok zor bir süreç biliyorum, biliyorsunuz, umut hep bizimle olsun. Dilerim bebek sahibi olmak isteyen herkes dileğine kavuşur.

Sevgiyle kalın :)



25 Haziran 2014 Çarşamba

senin şarkın!

 


Bu sabah radyoyu açtığımda ilk şarkı... Nasıl bir melodi ki içine çekti beni.

Dün akşam "Behlül" adlı ata binmemin, yaklaşık 15 dakika boyunca atı çeken Kağan'ın, mutluluğunu gözlerinden okuduğum oğlumun, yemyeşil bir doğada güzel bir akşam yemeğinin ve sayamadığım onca şeyin etkisi var sanırım güne güzel başlamamda.
Teşekkür ediyorum Rabbim. Bana yaşattığın onca güzel şeyler için.